12 Mart 2017 Pazar

Hiss-i Kable'l-Vukü




22:40:16

Sonunda bu da oldu. Kendimden de yoruldum. Gittiği yerlerden pek memnun dönmedi düşlerim. Ben de dönülmek için pek iç açıcı yer sayılmazdım üstelik. Ama olan oldu. Geldi geri. Hoş geldin dememi beklemiyor, içerde kim var diye sormuyor, destursuz dalıyor. Nerede kalmıştık diye de merak etmiyor. Kaldığı yerin kendisi olduğunu şıp diye anlıyor. Dokunuyorum. Tuzlu ıslaklık ses tellerimi eritiyor. Telaşsız halleri, dertsiz cümleleri kim olduğumu aklıma geri getiriyor. Gidiyor geliyor, duruyor ses veriyor, nefesi üç kez alıp bir kez yavaş yavaş veriyor. Senden öğrendim diyor. Benden bir şey öğrenmiş oluyor. Ruhumun kapakçığı açılmış, kelimelerim üşüyor. Alışkanlıklarım hüzne boğuluyor. Ya gel ya git diyorum. Son kelimeyi ağzımın içinde ateşe verip dişlerimin arasından is kümesi püskürüyor. Biliyorum diyor. Biliyormuş. Şişkin bulantı ciğerime siniyor. Yaşarken bir halta yaramamış, ölürken sükse yaratmış gibi her hevesim damarımda sele karışıyor. Boğazımdan geçmeyen isteklerin önünde boyun büküyorum. Battal ruhumu kapı arkası askıya geçiyorum, yanına aç parantez ekliyorum:

Ne sandıysam üç eksik bir fazla denkleminde büsbütün cevabı içinde saklı tumturaklı bir soruyum.

Ardından parantezi iki kez kapatıyorum. Sözcüklerim hizada durmak yerine domino taşları gibi peşi sıra sırtımdan devriliyor. Eğilip yüzlerini çevirmeye yüz bulamıyorum. Kendi merkezimde döne döne büyüttüğüm çukura benziyorum.

23:54:59

Kiraz çiçekleri ile sohbet ettim. İçime değene aşina olma ya da bir yerde saniyeliğine gözüme çarpan tanıdıkla halimden memnun olma taklidi yaptım. Koltukaltımdan fışkıran bahar kokulu hevesi burun kemiğime doğru iteledim. Bu zamanın gözüyle olayıma doğruldum. Olduğum yerde savruldum. Geniş bir ağacın serinliğine gark oldum. İçimi dışımdan ibaret sandım. Bulduğumla beklediğimin gram ağırlığında sallandım. Masadan yarı tok kalktım. Bulduğum ilk sedire mest oldum. Sol elimle işaret ve orta parmağımı dudaklarıma değdirip geri çektim. Niyetim anlaşılmayınca selam verip sahneden itildim.

00:05:00

Sanki… Yarım kalıyor cümle öğelerim. Bir araya getirmeye korkuyorum anlamında düşüp yere serilirim diye anlamasından ürküyorum. Bilmemenin verdiği rahatlıkta öyle sürsün istiyorum. Sanki… Söylemek istiyorum. Yüzü kalemle çizilmiş gibi belirsiz çıkan benekleri yüzüme değdirmek istiyorum. Bu toprakta henüz ölmeyen bir şeyler var. Bir şey…Hayır, eksik demek istemiyorum. Varmış gibi. Henüz gelmemiş gibi. Ayak izi belirecekmiş gibi. Ne oluyor, bilmiyor. Gizli anlaşmalar sistemine tabii tuttuğumuz his, kafasını çıkaracak kendine uygun bir delik arıyor. Gözleri ile görüyorum. Sesiyle yatışıyorum. Elleri ile uyuyorum. Hayır, eksik demiyorum. Var, duyuyorum.

00:42:02

Bir sükûnet yaşıyorum. Kaba etim, süt sesiyle yumuşuyor. Öne eğilmiş, gözleri ışıltılı. Ne oluyor, biliyorum. Bir virgül kıvrımıyla yanına sokulsam olacak da, ciğer kırmızısı işareti bekliyorum. Sola dönük yarım ağız gülüşü ile erik sululuğunda bir sevinç taşacak içimde. Tepeden güneş sızacak sonra. Konuşmayı yeniden sökeceğim. En son nereden kanmışları bırakıp var mısınları çamaşır suyuna yatıracağım. Hiçbir anın henüz sığmadığı bir müzik kulağımda. Tam burada olmayı seçiyorum. Aldığım nefesi karın boşluğuma doldurup derin oh’u sesine karıştırıyorum. Yaşıyorum. Yaşıyor. Sesimi duyan var. Yaşıyor. Sesini duyuyorum.





1 yorum:

  1. Merhaba! Blogunuzu yeni kesfettim :) deneyimlerinizi ve tavsiyelerinizi hemen değerlendiricem :) Bende bekliyorum muhakkak:)https://lavvienrose.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...