25 Temmuz 2016 Pazartesi

Seksek





Rutubet kokusu her köşeye sinmiş bodrum katında, karton yığınları serili demir yatağın üzerinde soyunmadan uyuyakalmışım. Ani hareketle doğrulup paslı yatak başına sırtımı dayadım. Ufukta ay çoktan güneşe çevirmişti yüzünü. Burun ucumu isli pencereye dayayıp bir müddet yoldan geçen insanları seyrettim. Zeynep uyanmamıştı belli ki. Bu saate kaldığı görülmüş değildi. Buraya geldiğimden beri sabahın dokuzunda boyası çıkmış düşük tahta kapıyı kirli beyaz fayansa sürterek açar, günaydın demeden evvel, kirişe dayalı fiskos masasına elindeki demlik çayı bırakırdı. Ben de komodin üzerine kuruması için bıraktığım rengi kaçmış çay bardaklarına açık çaylarımızı doldururdum.

Ortaokulda sıra arkadaşımdı Zeynep. Akranlarından uzun boyu ve dikkat çekici fiziği ile altıncı sınıfta okuduğuna inanmak hayli güçtü. Doğru ve yanlışı kendi başına öğrenerek büyümüştü. Anne ve babası aynı evin içerisinde zıt hayatlar sürdürürken, asansör boşluğuna bakan odasında hayatının boşluğunu müzikle doldurmaya çalışırdı. İlk kez duyduğu parçayı kemik rengi flütünde çıkarması ile müzik öğretmeninin dikkatini çekmiş, onun desteğiyle de keman çalmayı kısa süre içerisinde öğrenmişti. Gözaltı morluklarıyla gelirdi okula. Sınıftakilerin tuhaf bakışlarına maruz kalsa da Zeynep bunlara aldırmaz, asıl gerçeği açıklama zorunluluğu bile hissetmezdi kendinde. Bana bile.

Saatin on olmasına beş dakika vardı. Zeynep görünürde yoktu. Merakım giderek artıyor ancak ayyaş ve asabi kocasının hışmına uğrama ihtimalini aklıma getirdikçe bir türlü cesaretimi toplayıp üst kata çıkmaya yeltenemiyordum. Kısa bir an için Zeynep’in varlığını unutarak yolda seksek oynayan beyaz elbiseli minik kız çocuğuna verdim bütün dikkatimi.

Birden, öğle arasında seksek oynarken kalabalığın önünde eteğimi açtı diye Zeynep’i saçından yakalayıp yerde sürüklediğim geldi aklıma. Hoşlandığım çocuğun etrafta olması da büsbütün daha çok utandırmıştı beni. Bütün hıncımı Zeynep’ten çıkarmıştım oracıkta. Sağ avucumun içinde saçlarını çamaşır sıkar gibi sıkıyor, çığlıklarını öfkeli sesimle bastırıyordum. Bundan yirmi beş yıl sonra ise Zeynep, kocasının şiddetinden kaçan arkadaşı, beni, bu bodrum katında saklayacaktı. Senin için en doğru yer şimdilik burası, demişti bana. Bir süre burada soluklanacak, sonra başımı sokacak daha iyi bir yer bulacaktık bana. Aynı kaderi yaşayan iki ayrı bedende hükümdeydik aslında. Birimiz kâbusu yeni atlatmış, diğeri hemen üst katta aynı senaryoyu sorgusuz yeniden oynuyordu. Zeynep’in yerde her sürüklenişinde evlerindeki köpeğin içli havlaması bodrum katında yankılanıyor, benim de hatırlamak istemediğim anılarımı yüzüme çarpıyordu. Özür dilerim Zeynep. O zaman saçından tutup seni sürüklediğim için. Meyus talihinin bundan ibaret olduğunu bilseydim eğer saçından değil, elinden tutardım. Hiç bırakmadan hem de.

Zeynep’in çığlıkları keskin bir kılıç gibi geçmişimi yarıyor, ani bir titremeyle eski korkularımı üzerime salıyordu. Alnımdan boşalan teri sağ elimin tersiyle silip komodin üzerindeki yarım bardak suyla seyrek saçımı ıslattım.


Köpek sustu. Kapı gıcırdadı. Zeynep, bir elinde yumak yaptığı saçları, diğer elinde bir demlik çay ve yüzünde emanet yarım gülümse ile içeri girdi. Çıplak duvara beyaz elbisesi içinde, çizgiler arasında gezinen minik kızın gölgesi vurdu. Zeynep, gölgenin sahibini bulmak istercesine pencereye koştu. Yüzüne eski günlerden kalma bir kalıp sevinç yapıştırdı. Ardından “Var mısın eski günlerdeki gibi? Yalnız, bu kez sen saçlarına dikkat et” deyişi ile apartman boşluğunda sessiz kıkırdamalarımızı bırakıp minik kızın oyununa dâhil olmak için sokağa koştuk. El ele.












7 yorum:

  1. Gerçek gibi.Yine çok etkileyici.Yazma günlerin gelmiş Özlem.Devam inşallah yavrum.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parmaklarımda karıncalanma hissediyorum son günlerde. Yazma dürtünün etkisi oraya vurmuş sanırım. Çok teşekkür ediyorum Ece Ablam. Nasıl da hissetmişsin bunu.

      Sil
  2. yine ne güzel anlatmışsın. ya mesela bu öyküyü nasıl düşündün ki. çıkış noktası neydi yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Sanırım kadına şiddetle ilgili karalama yapmak isterken oldu. Öykü sonunun buraya varacağını ben de bilmiyordum.

      Sil
  3. Çok üzüldüm okurken umarim gerçek degildir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek değil. Yani en azından ben yaşanmış bir şeyden yola çıkarak yazmadım. Yine de, uzak olay bir olay olmasa gerek yaşamdan.

      Sil
  4. Başarıların devamını dilerim. Banada beklerim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...