22 Temmuz 2016 Cuma

Dalmışım




Sayısız kez tek başına bir yolculuğa çıkmaya niyetlendim. Asıl niyetimle yaptığım arasındaki anlam boşluğunda kulaç atamadığımı fark ettiğimde otuzumdan çoktan gün almıştım. Sonra bir gün, yani bugün, elimde otobüs biletiyle 13:45 seferinin peronunu ararken buldum kendimi.

Kendime çoğu vakit pek rastlamam. Ayrı evrenlerde aynı havayı teneffüs ederken dahi teşviki mesaiye pek girişmem kendisiyle. Kendimce kendimden kaçış şeklidir bu. Kaç N’li soru cümlelerine tutulsam da izah edecek kelime yamasından eksiktir sözlerim. Kelime konusundaki yoksunluğum, rutubet kokan gözlerimin üzerine de bir mum diker. Biriyle göz göze kalabilme süresini uzatmamak için türlü çareler ararım. Bir dakikadan fazla iki çift göz birbirine değerse muhteşem şeyler olabilir düşüncesiyle aynada dahi kendime uzun süre bakamam. Konu bu değilken buraya nasıl geldiğimi bilmezken biraz sonra çıkacağım yolcuğun sonunda nerede soluk alıp vereceğimi kestiremiyorum.

On iki numaralı koltukta oturmamı dahi bir başarı olarak görüyorum. Ben ki başladığım çoğu işin sonunu getirmeden arazi olmuşum, burada olmam bile kutlamaya değer nitelikteydi. Öyle imiş. Benim açımdan ortada başarı ya da başarısızlık olarak görülecek bir durum söz konusu değildi elbet. El denilen bükülmez bilekler, sözlükte yazan anlamının dışında kendi çizdiği tanımı, susuz kabul ettirebiliyorlar sana. 

Bir kişiyle dahi göz göze gelmeden yerleştiğim koltukta nereye gideceğimi bana anımsatan otobüs biletime bakıyorum. Bulunduğum yerden sadece dört saatlik uzaklıktaki şehre bilet alışımın tüm insanlığın kölesi olduğu cepte sese, elde kire neden olan efendiden kaynaklı gerçeğe bir kez daha küfür savuruyorum. Sonra kirli kahkahalarımı temiz kâğıtlara zımbalayıp öfkeli bir adrese isimsiz göndermeye niyetleniyorum. Hiç yoktan bir var olmanın kıdemli yangını cesurca yüreğimde. Aslında korkakça. Belki de üstü küf tutan yoğurt renginde. Her ne hikmetse. Tepemden sarkan bulut sıkıntılı. Oturduğum cam kenarı koltukta bacaklarım huzursuz. Midem gurultusuz. Yükte ağır, sözde sapa bir yığın cümle yumağını yarım deste kâğıda akıtmaya başlıyorum. Destursuz kelimelerime karşı baldırı çıplak hislerimin soluksuz yetiştiğine ve bir noktada ikisinin çatışmasına tanık oluyor, tarafımın hangisinden yana olduğumu belirtmem konusunda türlü dayatmalara maruz kalıyorum. İki iyeliğin de kendime ait olduğunu belirtme konusundaki becerisizliğime gark oluyorum.

Islak bir mahcubiyet hissi gömlek yakamdan iki göğüs arama usulca süzülüyor. Göbek deliğime inmeden sert bir hamleyle ucundan yakalıyorum. “İnsan merak ettiği sürece canlı kalır” sözü zihnimde yanıp sönmeye başlıyor. Aniden an genişliyor, ufalanıyor, dağılan parçalar başka bir ana doğru kök salıyor. Bulut, güneşin sırtını sıvazlıyor. Gündüz, fermuarını geceye usulca çekiyor. Dipsiz düşlerimin kuyusuna karga tulumba atılıyorum. Tam soluk alıp yarısını vererek üçüncü tekil anlatımla kendimi anlattığım hikâyeyi bir dikişte kâğıtlara yediriyorum. Tabak gibi açılmış sayfalardan kendime en uygun devrik cümleyi on saniyede gözüme kestiriyorum:

“Bizde feleğin çemberi ya çok dar, bu yüzden gide gele aynı yeri sonsuz kez turluyoruz ya da çember dediğimiz düz çorak bir yol, geçmekle bitmiyor son.”

Göz bebeklerim, kör edici aydınlık harflerin arasında eriyor. Yüzümdeki çiller pul pul ellerime dökülüyor. Çevik bir yürüyüşle yanımdan geçen geceye göz kırpıyorum. Okuduğum cümlede kendimce yıkılmaz bir konut inşa ediyorum. Altını yeşil fosforlu kalemle belirginleştiriyorum. Saman rengi, genişçe bir zarfa aldığı kadar cümleyi yerleştirip kalanını bir sonraki molada kullanmak için arka cebime iliştiriyorum. Yolun sonuna geliyorum.





4 yorum:

  1. Çok güzel Özlem'ciğim.Yorumsuz güzel.Yazıyorsun vesselam.Sevgiler kızım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Ece Ablam. Uzun süre yazamadım. Biraz köreldiğimi hissettim açıkçası. Bu kadar uzun ara vermeyeceğim artık. Sevgiler :)

      Sil
  2. sonra noluyoooo :) yine güzel yazmışsın yaaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yolun sonuna geldiğim için yazdığım kadarını postalayabiliyorum. Teşekkür ederim :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...