12 Haziran 2016 Pazar

Bu Hikâye de Mutlu Sonla Bitmiyor






Biçimsiz, isimsiz gözler tarlası gezindiğin. Yüzlerce griye denk geliyorsun günün ayak seslerinde. Kökleşmiş bir alışkanlık damarlarının rengini belirleyen. Kendine rağmen kendinden kaçmak için depar attığın yol, yine senin yolun. Geçmiş kadar dayanılmaz bir çarkı döndürüyorsun sırtında. Debelendiğin mekanizmadan kurtulmak, bir ıslık sesi kadar. Sayısız çehre beliriyor kalp odalarında. Duymak için kulak kabarttığın notalardan bozuk uğultular geliyor. Yine de duyacaksın. Duymak isteyeceksin. Sadece sen değil. Sen, ben, o… Bütün kişi zamirleri aynı cümlede düzensiz tamlamalarla birleşiyoruz o ya da bu şekilde. Kendimize rağmen kendimizden kaçmak ve çizgi bitiminde yine kendimize rastlamak için tutuluyoruz bir şeye. Tutku ile başlıyoruz. Kahramanca bir eylem gerçekleştirmenin zaferi koltuk altımızı şişiriyor. Talihimizdeki gelgitlere muazzam bir final yazmak bütün niyetimiz. Aksine şahit değilim. Varsa da gerçekten bilmemek dileğim. Geçmişin tahribatını temizleme gayem, lavlarını soluk borumdan olanca kuvvetiyle püskürtürken aksi siluetlere yüzmek için arşınlamadım kendi yarattığım cehennemi çünkü. Tam da bu sebeple onu dinledikçe bir aşkın en çok göze tebessümünü kondurması gerektiğine inanıyorum. Sorgusuz ve nedensiz hissettirmeli gözler sevişirken birbiriyle.

Kişiliğimizin izlerini taşıdığımız isimlerde çizdiğimize daha çok inanır oldum onun sayesinde. Bir şeyleri çok isteminin, tutacakmış gibi olduğu anda elinden kaçmasına hem gamlanıp hem de öncesinden daha tutkulu sarılmanın ateşi kelimelerine çarpıyordu. En zayıf harf bile onun ağzından sel gibi akıyor, karıştığı denizde hortuma neden oluyordu. Dağınık düşünce silsilesi hücum ederken üstüne, iki yıldız arasına kurduğu salıncakta düşlerini ertesi güne tekmili kıyafetle hazırlayabiliyordu. Aynadaki yansımasına dil çıkaracak kadar alaya alabildiği gibi kendini, yine o yansımasıyla ringe çıkıp kendine yenik çıkabilecek kadar tutsaktı düne. İsmimin hakkını fazlasıyla mı veriyorum sence, diye sormuştu bana bir keresinde. “Bu kadar çok şey dilemek, bedenimin ağırlığını iki katına çıkarıyor. Bu sebeple sanki daha çok koşmam gerektiğini hissediyorum. Tutamadığım heves toplarının böbrekten dışarıya atılamadığını, bunun da bana fazlaca ödem olarak geri geldiğini biliyorum. Yaptıklarımı anlatma konusunda başkalarına karşı ne kadar ketumsam, benliğime karşı o kadar cüretkârım. Deli gibi diliyorum isteklerimi. Onca yıkıntı arasında temiz kalan tek yer olan gözlerimin hatırına.”

Dokuz yıl geçmiş dostluğumuzun üzerinden. Geçen süre içerisinde gördüğü görüntüler ve bedenine inen darbeler sonunda devrim zaferini nihai eylem olarak belirlediğine an ve an tanık olmuştum. Karanlık bastığı vakitler gözlerini silip bir sonraki ana balıklama atlamayı layıkıyla yerine getiriyordu. Dünya hala dönüyorsa bir sebep de bu kızdır diye düşünürüm. Daha alacak çok şeyi olduğu için. Hezimetinin karşılığını faiziyle söke söke alacağı için. Büyümek için damarında beslenen acıda kuvvet bulduğu için.

Birkaç saat önce günlük sohbetimizi ettik onunla telefonda. İzlememem gereken bir filmi anlattı buruk ses tonuyla. Filmdeki kadının yerine koymuş kendini. Bir de bu sebeple dökmüş incilerini. Ruhum gevşek bir hamur olmuş, üzerime bana en uygun kalıbı koyup yeni benimi çıkardım o an. Soğuk parmak uçlarımı yaz sıcağında kalorifer peteğine dayadım. Kendi yazdığım cümleye başka bir öyküde rastlamış gibi, tanıdıklığın korkusu dalga dalga gelip soğuk gerçeklik rüzgârını çarptı kirpiklerime. Ağlama dedim kendime. Senin hikâyenin bir koyu rengi onun üzerinde. İçimde öfke dalgası kabarıp ayaklarımla dövdüm sonra o dalgayı. En son onun “Orada mısın?” sesiyle geldim kendime. Sonra da ekledi: “Anlayacağın, bu hikaye de mutlu sonla bitmiyor..”






25 yorum:

  1. Sana yorum yapmak zor Özlem.'Talihimizdeki gel-gitlere muazzam bir final yazmak bütün niyetimiz.'Bu cümleye hayran oldum.Aslında bütüne oldum da, bu bana çok uydu.Bir de acıda kuvvet bulmak.Bu kimse, ruhu fırtınalı, hayattan tüm alacaklarına sahip çıkan çok ilginç bir kişilik olmalı.Senin fevkalade anlatımında aksi halleri bile değer kazanmış.Dokuz seneye varan arkadaşlığınızın elbette sağlıklı nedenleri olmalı.Zira bu akıl, yani sahibi olan sen, aptallarla olamazsın.En azından bu şahane yazında esin kaynağın olmuş.Onun şanslı biri olduğunu düşünmeden edemedim.Mutlu son, filmlerde bile tatmin etmez beni.Film gerçek değildir çünkü.İnsanoğlunu mutlu etmek zordur.Her şey ölüme çıkar ve aldanamaz insanoğlu.Hayatı yaşanılır kılan mutsuz bitse bile aşktır. Kelimeleri böyle dansettirmene ve bu yazı dizilerine hayranım. Kalemine kuvvet kızım.Sevgilerimle Özlem.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlar bölümünde ismini gördüğümde bilirim ki Ece Abla satır aralarında saklı anlamları bir çırpıda nefessiz içmiştir. Dokunulması gereken yeri gözü bağlı bile bulabilmiştir. Yazıma esin kaynağı olan arkadaşımı yıllardır tanırmışçasına en dik kelimelerle nasıl da betimlemişsin. Eksiği yok. Tüm gidenlere el salladığımız kıyıda, günün sonunda “bu akşam ne yesek?” diye rutin sözlerle beraber acıyı sosladığım nadir bir insan o arkadaşım. Yorumunu da görmüş. Bir de bu sebep içlenmiş. Anlamak, anlaşılmak muazzam bir şey. Daha çok yazı olacak içimizdeki parçaları birbirimizde eritecek. Daha buradayız çünkü. Çok teşekkür ediyorum Ece Abla.Sevgilerimle..

      Sil
  2. Fenafillah! Bu kahraman cok tanidik geldi Ozlem hanim. Yazar burada bir dostundan mi bahsetti? Ziyadesiyle hakkini vererek yazdiginiz bu yazinizi cok begendim, zira icimden bir parca koptu ve diyariniza uctu. Size ve kahramaniniza nice yillar Dile-rim. Suslu laflar etmeyi pek berecemem ama yanaklarinizi sika sika sevesim geldi sizi. Ben tıp oynuyorum, siz yazadurunuz lutfen!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben o sevgiyi aldım, öpüp yamacıma koydum.

      Sil
  3. mutlu sonla biten hikayeler dizi yada filmlerde kaldı bizim için bu kadar sahtekarlık arasında..
    yazını çok beğendim takipteyim bende beklerim
    http://kelebektavsiye.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzaktan oturup başkasının filmini seyreder gibi yabancı kaldık bu moloz yığınında kendimize. Teşekkür ederim. Seve seve gelirim.

      Sil
  4. Ece hanim sana yorum yazmak zor yazmisti katiliyorum. Ama yazmasak da okudugumuzu bilmeyeceksin. Kalemine saglik canim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum Derya Abla. Bir şekilde bir yerlerde hissedebiliyorum gözlerinle, kalbinle desteğini.

      Sil
  5. bir siyah beyaz fotoğrafım ben..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağıramadım, tam dokunmadım."

      Sil
  6. Blogunu yeni gördüm. Bu da okuduğum ilk yazın ve çok başarılı... insanı alıp götürüyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum. Yolunuz düştükçe beklerim.

      Sil
  7. Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Elbette geleceğim :)

      Sil
  8. Sizi takibe aldım :) Yemek tarifleri yayınladığım bloguma beklerim :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Hemen geliyorum :)

      Sil
  9. Blogunuzu takibe aldım. Ben de beklerim. http://turgayaksoy.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Elbette gelirim.

      Sil
  10. hikayeler mutlu sonla bitmiyor ama bazı hikayelerin içinde insan kendi yüreğinin geçtiğine tanık oluyor tıpkı bu zarif hikayede olduğu gibi..:)

    YanıtlaSil
  11. Hayat bu. Yine de keşke hepsi mutlu sonla bitse her konudaki, her yerdeki, her ortamdaki öyküler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke. Ama bunlar da öğretiyor zırhlanmayı..

      Sil
  12. çok hüzünlü bu yaaaa :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...