3 Nisan 2016 Pazar

Bayat

Kaynağını lağım kazanından alan anı zerrecikleri, iç organlarımda seyre çıktı az evvel. Geçmişin tahribatını üstüme yıkıp toz olduğun son kareye balıklama atlayacağım birazdan. Bekle. Ayağıma bulaşan süresi geçmiş vaatleri buralara sen bırakmıştın, anımsadın mı?  Ben de sonra onlarla baş başa kalmıştım. Ya delirecektim, ya delirtecektim. Baktım beceremedim iki türlüsünü, günün aynı saatinde tenime abanan pişmanlığı yaladım. Susuz, tok karnına. Sahi nereden aklına gelsin? İnsan attığı çöpün arkasından bakmaz ya da doğaya bilmem kaç yıl sonra karışır, şeceresini tutmaz. Onun gibi…



Hayatımda her şeyi aza indiriyorum demiştin bir keresinde. Her şeyin azı. İnsanın, eşyanın, sohbetin, paranın… Mesela bir evim olsun.  Deniz kenarında. Derler ya hani, emekli olup sahil kasabasında yaşam sürmek istiyorum diye. Öylesinden işte. Burada yaşamak istemiyorum, biliyor musun, demiştin. Seninle olmalıyım, senin yanında denize karşı. Bunlar benim cümlelerim değil…


Söze fazla değer vermenin yan etkileri bunlar. Yoksa tutup da bu sözlere kanıp sana o kitabı hediye etmezdim. En sevdiğim yazarın bir kitabında senin sözüne benzer cümlelere rastlamasam onu da yapmazdım ya, neyse. Şuraya bir pişmanlık tohumu daha atacak mecalim yok aslında. Yeterince yabani ot tarlasında mayın avlıyorum. Bir dahanın sırası hiç değil. Ama yaptım. O kitabı yazarından imzalı olarak sana hediye ettim. Sen bilmezsin belki ama “bizde seni seviyorum denmez, kitap hediye edilir”. Karşılığında omuzlarda taşınmayı beklemedim elbet. Hikâyesini anlatırken o kitabın, boşluğa bir salıncak kurman ve orada söylediklerimi ileri geri sallaman karşısında kaskatı kesildim. Gerçeğin dibi tutmuş, son kalan azığı da kaşıkla aldım nihayetinde. Bu da benim hazin sonum. Cephaneliğimde dolaşırken yanlış geçmişe basmamla yüzümde patlayan bombanın etkisi bunlar. Bir apseyi boşaltmak da öyle kolay olmuyormuş belki de. Düşünceler dinlenip dinlenip geri geliyor. Sonra o tümör büyüyor. Vücudunda her gün keşfe çıkıyor. Neresi kalmışsa sulak, orayı bulup kitle imha silahını olduğu gibi bırakıyor üstüne. Ardından parmak uçlarında karıncalar dolaşıyor. Yıllardır söyleyemediklerin boğazında birikip nodül oluyor. Zihinsel bulanık, bedensel ziyana uğruyor.

Çok uzun yazıyorsun, demiştin bir de. Çok uzun yazdığım için okumuyormuşsun yazdıklarımı. Hafızamın güçlü olmasına tam da bu zamanlar küfredesim geliyor. Kazıyarak sökmek istiyorum her sözü, her parçayı. Kalbe giden yollara da “çalışma var” tabelası asacağım. Bu bilinçaltımı temizlenmeden geçişe izin vermek intihara teşebbüs çünkü.


Şimdi sen, olmanı istediğim her nerede değilsen oralara uğrama derim bu gidişatla birlikte. Çünkü yollar şimdi sana da gölgeli. Aramızdaki mesafeyi kısaltan tünel de sonsuz onarımda. Gelmez misin?




11 yorum:

  1. Bunlar ne güzel satırlar. Çok derin.yazıyorsun. önce yavaş yavaş okudum sonra alıştım ifadelere. Pişmanlık tohumu ben de çok attım. Hatta simdi bir pişmanlık tarlam.var ki görmelisin.
    Ayağıma dolasan suresi geçen vaatler...
    Cephaneliğin de dolaşıp yanlış geçmişe basmak...
    Kalemine sağlık. Hepsi not aldığım cümleler oldu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Galiba dalaştığımız o tarlalar, bir gün gerçekten bizi ele geçirecek. Ateşe tutmalı aslında her geçmişi de yapamıyoruz. Bazen kalbimin betonlaşmasını istiyorum bu durumda, bahçeyi görüp yabani otlar dikenlere karşı... Çok teşekkür ederim yorumunuz mutlu etti beni.

      Sil
  2. Şimdi olanlara mı üzülmeli, yoksa olan oldu lanet gelsin deyipte önümüzdeki olanlara mı ah çekmeli. Hayat sistemsel döngü, insanlar bunun birer rol modelleri, bize de düşen bu fabrika da kaybedeni oynamak. Müzik fena motive etmiş ama :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bu oyunu bozarım" diyen de çıkmıyor aramızdan. Kurulmuş arkamızdan saatimiz, dönüyoruz aynı düzlemin içinde. Müzik, gerçekten çok iyi geldi. Dinlenme sayısının artmasında biraz katkım olabilir :)

      Sil
    2. Onu en son L&M Mecnun dedi o da bozamadı :))

      Sil
    3. Bir gün gelir o gemi diye bekleyişimiz de boşuna olmasın lütfen :)

      Sil
  3. Cok guzel yazmışsın.. Kalemine saglik

    YanıtlaSil
  4. Çok anlamlı ve tanıdıktı söyletilenler.Bu kadar mı benzer bu gafil erkekler. Sözleşmiş gibi aynı lafları söylerler.Yazın güzeldi Özlem, hem çok güzel.Sevgimle yavrum.Ece ablan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acaba bu noktada bu durumun suçlusu biraz da biz mi oluyoruz? Demek istediğim, hikayenin sonunda adam ölüyorsa neden duymak istiyoruz o hikayeyi? Belki de genelleştirmek istemediğimizden. Bu sefer ya öyle değilse diye.. Teşekkür ederim Ece Ablam. Sevgiler :)

      Sil
  5. Kaleme ve yazı diline o kadar hakimsiniz ki etkilenmemek elde değil, keşke mektup arkadaşı olsaydık dedim içimden gayri ihtiyari :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...