24 Şubat 2016 Çarşamba

Olay Yerine İntikal 7

Parmakları kapı koluna güç bela değdi. Sırtına çarpan yanılgı, içinde gezinip sinir uçlarında birleşiyor, düşüncelerini yere fırlatıp parçalarını nar taneleri gibi odanın en dip köşesine serpiyordu. Çatısı altında bulundukları ev, yakalandığı farenjitten kurtulmak için boğaz temizleme antrenmanını son kez tekrarladı. Birazdan dişleri arasında gezinen balgamı ikisinin de yüzüne çarpacaktı. 




Kadın, soluksuz adımlarla ilerleyip kendini mutfağa attı. Bir müddet mezar taşı gibi sıralanmış çay bardaklarındaki yansımasını izledi. Kolunu havaya kaldırmasına, yansımasının tepkisiz kalmasını görmezden gelecek kadar zihni bulanıktı. Şimdi çıksa, iki tur atsa evin etrafında, döndüğünde onu bıraktığı yerde öylece sabit bulacağına emindi.

Bu hikâyede olmak yerine başkasının hayalinde en büyük rolü kapmak için ne yapılmalı üzerine kendisiyle münazaraya tutuştu. Fikirlerini birbirlerine her tokuşturmasında kafasında bir ampul patlıyor, bu da onun şu anki durumunu daha hafif atlatmasına önayak oluyordu. Kendince oynadığı bir oyundu bu. Ne zaman durumun ehemmiyetini fark etse bu oyunu devreye sokar, yaşadıklarını tribünden izlermiş hissiyatına kapılırdı. Bu sayede oyuncuyu yönlendirmek daha kolay oluyor, istediği zaman başka bir oyuncuyu devreye sokabiliyordu.

Çaydanlıktan çıkan buharın bitiş düdüğü ile kadın soluklandı. Bulaşık selesinden çıkardığı yeni yıkanmış ıslak bardağa açık bir çay doldurdu. Salonda kendisini bir kahvaltı masası ve destursuz gelen yırtık düşlerinin yenilmez kahramanı bekliyordu.

“Yine onunla mı konuşuyordun?”
“Duyduysan sormanın pek de bir anlamı yok sanırım. ”
“Bana anlatamadıklarını bir aynanın anlayabileceğini ve o aynadan medet umabileceğini düşündükçe delirmiş olabileceğin fikrinden daha çok emin oluyorum.”
“Tuhaf. İlk kez bana bu kadar uzun bir cümle kuruyorsun. Uzun zamandır beklediğim bu anın beni incitebileceğini hesaba katmamışım meğer.”
“Bence bir doktora görünmelisin. Son zamanlarda halini iyi görmüyorum.”
“Halimde ne varmış?”
“Yüzüne bakarak kaç gün uyumadığını kolaylıkla tahmin edebilirim. Giderek eriyorsun üstelik.”
“Fark etmedim.”
“O kadar aynaya bakıyorsun hâlbuki. Her neyse, otur sen. Omlet yapıyorum. Senin sevdiğinden. Yeriz.”

Benim sevdiğimden, yani peynirli omlet diye geçirdi içinden. İçinden geçerken de kadının soluk borusunda kendisine boş bir koltuk buldu sonra. Biraz sonra muavin gelip nereye gideceğini soracak, kendisi de bu evden olabildiğince uzak neresiyse oraya gitmek istediğini söyleyecekti adama. Harabeye dönmüş, her yanından yamalar sarkan bir enkazın altında küflenmek istemeyecekti haliyle. Oysa sahnede ilk belirdiğinde ikisinin gözlerinden yıldızları sayan ilk kendisiydi. Onların mutluluğuna ilk tanık belki de o tereyağlı peynirli omletti. Kaldıramazdı o yüzden yıkım kararı çoktan verilmiş ilişkinin bitimine şahit yazılmayı. Bıraksalardı onu kendi başına teflon tavaya bütün gücüyle yapışır, dibi tutuna dek de ateşin üstünde kömüre dönerdi. Ya da kadının fark etmeden tarihi geçmiş yumurtaları marketten aldığı ana denk gelse, adam bu duruma köpürse, kadın tekrar markete gidip yumurta alsa dahi ikisinin de omlet yemeyi canı çekmese. Şans bu ya kadın, adam gelir diye buzdolabını adamın sevdiği yiyeceklerle daha birkaç gün önceden hazır etmişti hâlbuki.

Kendini adamın maharetli ellerine bıraktı çaresiz. Hakkını yiyemezdi. Çok güzel yemek yapardı. Özellikle pirinç pilavını öyle güzel tuttururdu ki kadın, artık onunla yemek konusunda yarışamayacağını kabul etmişti.  Bak, demişti bir keresinde. Pirinci sıcak suda bekletmenin süresini elimdeki bu sigarayla belirliyorum. Ben bu sigarayı içip söndürene kadar pirinç de sıcak suyla olan muhabbetini bitirmiş oluyor. Sonra onu bir de soğuk suyla hoşbeş ettirip suyunu tam süzdürdükten sonra tencerede tereyağıyla kavuruyorum diye devam etmişti anlatmaya. 

Kadın, içten içe kıskanırdı adamın yemek yapma yeteneğini. Bir yandan da hoşuna giderdi. Tezgâhın başında onun bir şeyler yaptığını görmek kendisine huzur veren anların büyük çoğunluğunu oluşturuyordu. Huzur veren şeyin huzurunu da gün gelir alacağını o vakitler kestirememişti henüz. Ona da sıra gelecekti. Önce önündekini bitirmeliydi henüz soğumadan ama...






6 yorum:

  1. Gece yarısı ziyaretine geldim Özlem kızım.Benim de,uykularımı delik deşik eden sevgiliye böyle çetin yazılar yazasım var.Fakaaaat..Bayılıyorum senin yaratıcı düşünce gücüne.Onun dışında devamını bekleyeceğiz tabii ki.Çoook güzeldi.İyi geceler ve bol esinler dileyerek kaçıyorum canım.Sevgilerimi Hakkımda yazısının hemen altına bıraktım bile.Ece ablan:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi ki kelimeler var diyorum. Sözün çok ötesi yerlere hiç zorlanmadan ulaşabiliyor. Çok teşekkür ediyorum Ece Ablam. Teşvik edici yorumundan da güç alarak devamını gücüm yettikçe getireceğim. İyi geceler dileklerimle.. Sevgiler :)

      Sil
  2. Güzel bir yayın dizisi takip edeceğim artik. Kalemine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Çok mutlu olurum.

      Sil
  3. Teslim olun etrafınız sarıldı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geliyorlar. Bu sefer daha kalabalıklar :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...