27 Ocak 2016 Çarşamba

Bir Muhteşem An Müsveddesi






Allah’ın her günü uyandığımda yapacaklarımın beni tekmili kıyafetle karşılayacağı bir günü bekliyorum. Bu düşünceyle uyuyamıyor, zaten doğru dürüst beceremediğim nefes çalışmalarına kendimi veremiyorum. Bir de vakti zamanında ile başlayan sözcüklerimi sudan çıkarıp yatmadan önce ağzıma takıyorum ki iyice kafa göz yarabileyim zihnimi. İnsan, kendi kendinin doktorudur sözünün, üç beş bilemedin on kez deneme yanılma yoluyla doğruluğunu kabul edebilmiş bir kadınım neticede. Zaten çoğu şeyi de ilk okuduğumda anlayacak kadar zeki olmadım. Çok da önemli mi bu durum? Bence değil.


Şu, bu zamanın gerisinde kalan arkadaştan neden geçmiş zaman olarak bahsediyoruz, onu da anlamış değilim. Zaman geçmiş de biz mi fark etmemişiz? Geçti zaman canım geçti… O ah şu şöyle olsaydı dediklerin var ya hani?  İşte onlar için de zaman çok geçti. Senin dünle alıp veremediğini her gün masaya özenle yatırıp giriştiğin ameliyatta ise bu günün her gün ölüyor. Ne bünye varmış sende de mübarek. Öldürdüğün her güne ağlamaktan helak olmadın. Aslan Pehlivan!



Hayatımızı düzenliyoruz, yapacaklarımızı ya da yapmayacaklarımızı düzenliyoruz. Üstüne gülüşlerimizi ve hüzünlerimizi de düzenliyoruz. Daha çok mutlu olmak için geleceğe yatırım yapıyoruz. Gelmeyen geleceğe bu günümüzü verip yerine sevinçler alacağımıza inanıyoruz.  Mesela bak, az önce daha önce hiç tatmadığın bir pastayı midene indirdin. Fark etmedin. Onun ağzında yarattığı şöleni göremeyecek kadar bu günde değilsin çünkü.  


N’oldu? O çok beklediğin gün, istediğin gibi geçmedi, değil mi? Hâlbuki o an için bu gününden neler vermiştin… Sahi ya, planladığın dışında gelişen olaylar oldu. O yüzden senin suçun sayılmaz. Ama deseydik ki senin tasarladığın gibi oldu her şey, o zaman o durumu sen yaratmış olacaktın ki adına da “Ben yaptım!” diyecektik.


İyi bir işe girip çok para kazanırsak, bir de iyi bir eş bulup çocuk sahibi olursak bizden mutlusu olmayacak. Çünkü iş, para, eş mutluluktur. Değildir! Onlar olmadan mutlu olamayacağımıza inanıyorsak onlar olduğunda da mutlu olamayız. Çünkü ilerisi, ilerisi diye diye sahip olduklarımızın keyfini dahi çıkaramayacağız. O mutluluğu her yerde bulabiliyorsak ancak mutlu olabiliriz ki o zaman işte sahip olmak istediklerimizle de mutlu olabiliriz.


Olan bir şey her zaman beklentimiz dâhilinde olmuyor. Bazen olmasını çok istediğimiz olduğunda sevinmek yerine üzülebiliyor ya da hiç beklemediğimiz bir şey bizi sevindirebiliyor. Çok acayip varlıklarız. İsteğimiz dışında gerçekleşen bir durumda da kendimize ya da o durumun olmasına sebep veren kişiye ceza kesiyoruz. Kişiden kesiyoruz, kendimizden kesiyoruz, zamandan kesiyoruz, bugünden kesiyoruz. Yaşama hükmetme gayesinde yaşamla yaşayamadan yaşayıp gidemiyoruz.

Bizim ya planlarımız vardır yüklemi gelecek zamanla biten ya da yaptıklarımız vardır geçmiş zamanda hüküm süren… Oturup ya ben şu an ne yapıyorum, ne hissediyorum düşünmeden diken üstü yaşamlarda boy gösteriyoruz.


Ben, bu sabahın da diğer sabahlar gibi bir sabah olacağını düşünerek uyumuştum. Korkularıma bodoslama dalmak için uyanmışım hâlbuki.  Çalışma masam da aynı bana benzemiş. Aylık okuduğum edebiyat dergisinden açık bir sayfa, bitiremediğim yüksek lisans tezimden kalıntılar, ana karakterin rüyada mı ya da gerçekte mi olduğunu henüz anlayamadığım bir kitap, unutmamam için raftan indirdiğim yabancı dil kitabı, iki tane günlük not defteri... Bir insanın aynı anda niye iki tane not defteri olur ki?…


Haliyle bu durumda bu yazının da düzenli olacağını düşünmem komik olur…


Yazının sonuna gelmekte dahi zorlanıyorum, baksana.


Neyse, demem o ki, bir süreç var ve bu süreçte her şey akıyor. Sen istersen tut kendini karşı koy değişime ya da orada sürüklen… Her şey akıyor. Ve hayatımızda her şey bir düşünce ile başlıyor (Bunu bir olumlama kitabında okumuştum. Onunla ilgili de bir iki laf etmek istiyorum. Ama şimdi değil).  Dün ve gelmeyen yarın için kavgayı bırakıp ŞU AN’ın hesabını tutma kararı en mantıklısı sanırım. ŞU AN kendimi iyi hissediyorum, ŞU AN harika bir parça dinliyorum. Bunların tam tersi de olabilir tabii. Ama ne oluyorsa ŞU AN’da oluyor.


Öyle…


Yani bence…





26 yorum:

  1. Derin bir yazı olmuş, güzel. Bence de ŞU AN'ı yaşamalıyız dediğiniz gibi. Şu an elimizde ne varsa bizi iyi hissettirecek, dibine kadar yaşamalıyız. Şarkı çok güzel bu arada, teziniz için de başarılar dilerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kalabilsek ŞU AN'ın içinde ama endişe ve kaygı sarmalından kurtulamıyoruz çoğu zaman maalesef. Şarkıyı ben de çok beğeniyorum. Bu yazıya da uydu gibi. Çok teşekkür ederim yorumunuz ve dileğiniz için :)

      Sil
  2. Doktorları sevmediğim için çoğu ruhsuz gelir, güven sıfırdır, mecburen kendimin doktoru oluyorum :)
    Hoşnutsuzluk, yetinmeme durumu sanırım seyreden… Savunma mekanizması, hemen bir sıyrılma çabası, fıtraten olsa gerek, hep aynı ki!
    Anı yaşayabilmeyi becerenlerden çok olmak istemişimdir ama genelde geçmişi tekrar eder beynim…
    Tez yazımı son hafta son günlerde uykusuz geçelerde sonuç veriyor genelde, ben düzenli çalıştığım için sıkıntı yaşamamıştım ama diğer arkadaşlarımda durum böyle idi :))
    Şarkı için teşekkürler, kalemine sağlık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoğu durumda benim de kurtulamadığım durum dünü tekrar etmek. Onun sarhoşluğunu fark ettiğim anda silkeleniyorum. Çünkü olmuyor. Bugününü çatır çatır yiyor.
      Tez olayı benim kanayan yaram oldu. Düzenli ne zaman çalışmak istesem bir aksilik silsilesi ile karşılaştım. Artık akışına bıraktım.
      Rica ederim. Keyifli dinlemeler. Ben de çok teşekkür ediyorum değerli yorumun için..

      Sil
  3. Yaşadığımız her an aslında o çok beklediğimiz gelecek ama gözümüz hep bir ileriki zamanda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açlığın en doyulmaz olanı. Ne acı..

      Sil
  4. Geniş zamanları oluşturan pazıllardır anlar.İrili ufaklı..Küçük ya da kayda değer mutluluklar.Diğer zamanlara mutluluk taşımak için uygun pazıl bizim o günü değerlendirmemize göre şekillenir.Ama pazılın bütünü olan mutluluğun tam resmini dünyada tamamlayan olmamıştır bence.O boş kalan yerler boşa götürdüğümüz ,ya da götürülen anlarımızdır.Tamamen kendimizi hatalı görmemeliyiz.Zira mutlu olayım diye başlayıp,hakkını verseniz de her şeyin,biri gelir domino taşlarınızı bir darbede dağıtıverir.Gücünüzü keser,umudunuzu da alarak.Mutluluk şanstır diye düşünürüm.Çok güzel yazmışsın Özlem.Kutlarım kızım.Tüm sevgimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutluluğu, nihai varılması gereken hedef olarak görmek de yormuyor mu bizi? Bir de o “an” denilen dondurulmuş zaman dilimleri var. An olsun elbette. Ancak “an” kalıplarının içine kendimizi hapsedip şu anda eritemiyorsak düşüncelerimizi kendi hapishanemizin duvarlarını boyarken bulabiliriz kendimizi.
      Başkalarının o taşları yerinden oynatması ya da yıkması da en can alıcı olanlardan…
      Mutluluk şans mı değil mi, hala üzerinde düşünüyorum. Umarım değildir. Çok teşekkür ederim içten yorumun için Ece Abla. Sevgilerimle…

      Sil
    2. Rica ederim yavrum.Sevgilerim ve hepimizin mutlu olmamız dileklerimle. Asıl sizlerin hep güzellikler içinde olmanızı isterim.Yanlız ve paylaşmadan bir şeyin tadı tam olmuyor tatlı kızım.

      Sil
    3. Öyle haklısınız ki.. Umarım hiç yalnız kalmayız ve niyetimiz mutluluğu aramak yolunda olur.

      Sil
  5. Yarini dusunup endiselenmekten gecmisi dusunup uzulmekten su anin kiymetini bilemiyoruz ve o da oluveriyor yine keskelerle dolu bir gecmis zaman parcasi nr yazikki.. guzel bir yazi olmus hayatimiza gecirebilirsek su an ne mutlu bize.. sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazık ki uygulama konusunda aksaklıklar yaşayabiliyoruz. Tüketim hevesine kapılıp elimizin altındaki bugünleri de çarçur ediyoruz. Çok teşekkür ederim. Sevgiler.

      Sil
  6. Yazın o kadar da an itibariyle ruh halime uymuş ki.. Ama özellikli olarak bir paragrafı var hayattaki en büyük korkuma dair... Evlenip çocuk çocuğa karışınca mutlu olunacağı genel inanıştır ya hep korkarım ya her şeyin ortasındayken aslında orada olmamam gerektiğini anlarsam? Bir yazın var ilgimi çekti ben oraya kaçıyorum ama son son şunu da ekleyeyim, buraya iliştirdiğin şarkı nokta atışı olmuş :) Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Bunları bunları yaparsan mutlu olursun" ya da "Bunlar bunlar olmazsa hayatta bir yere gelemezsin" dayatmalarını gerçekten biz istiyor muyuz sorgulaması insanı ele geçiriyor çoğu zaman. Dediğin gibi ya orada olmamamız gerekirse? Kararlarımız umarım bizi hiç yarı yolda bırakmaz. Şarkıyı her dinlediğimde bir isyan büyüyor içimde laf aramızda :) Çok teşekkür ederim yorumun için. Diğer yorumuna ben de birazdan geliyorum:)

      Sil
  7. Güzel görmeyi beceremezsek hicbir zaman mutlu olamayız. Önce her şeyin altı da olan güzeli görmeliyiz. Yoksa yaşadığımız her ani kabusa çevirip, çekilmez kılmak da çok kolay...bu yüzden insanin iç huzurunu bulması gerekiyor. Bu yoksa her an kabus hibi gee ye devam eder

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel yorumlamışsınız. Çok teşekkür ederim. Olaylara bakış açımızda çoğu şey yatıyor aslında. Düşüncelerimiz, olayları yorumlayışımız şekillendiriyor mutluluğumuzu ya da mutsuzluğumuzu.

      Sil
  8. Çok güzel yazmışsınız emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için.

      Sil
  9. an sadece iki harf gibi dursa da şu ile ilişkiye girdiğinde anlamı büyük çocukları olmakta, ya da öyle bir şey ...Ben iki kerede anlayanları severim , :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve o büyük çocuklar, ilerde kim bilir ne büyük çocuklara gebe olacaktır. İki, birden sonra gelse de ilkine göre daha tecrübelidir değil mi ? :)

      Sil
  10. Hiç de gönder tuşuna basmadım canım.Nedense bugünlerde yaptığım yorumları bir gizli güç provake ediyor diye düşündürecek durumlar ve anlar yaşıyorum.Mecburen baştan alacağım.Sırf çabucak kimyasını bozmadan aktarabileyim düşüncesiyle klavyeme sabitlediğim gözlerim ve yoruma dair aklımda sıraya girmiş cümlelerim birden yok oldular.Olsun varsın.Diyordum ki..İnsan yazmaya niyetlendiği ortamda ne kadar az uyaran varsa(hiç seçeneği mümkün değil zira) ve anlatmak istediğine aklının tüm işlerliğiyle odaklanırsa öyle yazılar çıkarabiliyor ki, daha sonra okuduğunda bir başkasının yazısını okuyor gibi dikkat kesiliyor,bazen ise anlamakta zorlanıyor.İşte bu anlar bize verilen yazma gücüyle tanışmamız oluyor.Yazını sanırım üçüncü okuyuşum.Ama ilk yorumumu beğenmedim.Bugünkü anlağımla diyorum ki... Kendimden örnekle devam ederek,seni yanlış anlama ihtimalini sıfırladım.

    Yitirdiğim,ya da yitirtilen 'şu an'larımdan sonra gün ve an itibariyle genelleme yapmam istense, mutlaka her an değişecek cevaplarım olacağını bilmeme rağmen, 'şu an'mutlu ya da mutsuz hissetmelerimizin toplamı bile tek,düz ve net bir cevap olmaz.Bazı insanlarda 'şu an'lar gerçekten kader çizerler ve sizi ellerinde oyuncak edecek güce sahiptirler.İlerdeki 'şu an'larımız,o eski anlarda mutsuzluğa beyaz bayrağını kaldırmış,sorgusuz,sualsiz teslim olmuştur.Öyle anlar olur ki ,bütün gelecek anlarınızın keyfini önceden kaçırmaya ant içmiştir.Ama öyle yağma yoooktur.İçimizde öyle bir güç vardır ki 'şu an'larımızın hürriyetini azimle geri alabilir.Mutluluk oyunu.Oyun kaabiliyeti ve ancak bir kurban ister.Bu mutlaka karşı cinsten olmalıdır.Başka hiç kimse ya da yakınınızla bu oyun gerçekleştirilmez..Ama bunun için hırs,tutku ve sevmeyi onun mimarı olacak kadar istemeniz gerekir.
    Bir de 'anı yaşa'cılar vardır.Onlar herşeyi olduğu gibi kabullenenlerden, doğuştan egoist olanlarına kadar bu hayat felsefesini benimseyen kafalarını fazla yormayan tiplerdir.'Şu an'larını garantiye almayı bile kar sayan vurdum duymazlar.Kimse için ne üzülür ne de vicdan muhasebesinden haberleri bile yoktur.
    Hatta daha da ileri gittiklerinin farkında olmadan sizin 'şu an'larınızı rezil edebilirler.Yoğun bakımdaki 'şu an'larınızın katili olurlar da kılları bile kıpırdamaz.
    Kolaysa yaşa...Sen yaşa,sen mutlu ol ve anı ölmüşlerle dalga geç diye yaratılmadı,o anlardan oluşan ömür,ya uzun ya da kısa.O anların bir mucize ile bize sıfırdan teslim edilmesini isterdim,isterdik. , Tecrübelerimizle yeniden yaşanması ne güzel olurdu.
    Yazın çok derindi Özlem.Aynı derinliklerin kıyılarında görüşmek dileğiyle yavrum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her kelime buluşmalarımızda anladığımın üzerinden bir kez daha gidiyorum ve her keresinde ve zerresinde benim bir duygusuna, hissine dokunduğum ablamdan özümseyeceğim nice çok şey var diyebiliyorum.
      Yorumunla buluşmam öyle bir ana denk geldi ki tam da “şu an” ı mahvetmeye daha evvelinden bir an uğruna ant içmiş karşı cinse içsel yakarışımda idim. Olayın şahsımla alakası sadece bir yakınımın “şu an” ının parçalanması ile sınırlı olsa da mahveden senin anını da mahvedebiliyor. Sonra senin dediğin gibi “kolaysa yaşa”…
      Arkanda kalan andan kendini soyutlayabiliyorsan ve soyunabiliyorsan bu güne yüzün beyaz, ne ala. Ama üçüncü şahısların boyundurluğuna giren bir an, senin anından çıkmış, gelecek anları da kanatmak için ağzının suyunu akıta akıta köşede seni bekliyordur. Celladına selamı daha önce vermişsin, yabancı muamelesi yapmanın lüzuma da yoktur.
      Üçten geriye sayımla sıfırdan tekrar üçe geldiğimizde yinelenmeden yenilenmiş olabileceğimiz anlarımızı alsak, gözlerden ırak deneyimlerimizle beşiğinde büyütsek onları büyük güzellik olurdu.
      Sana çok teşekkür ediyorum Ece Abla, vaktinin bir kısmında benimle buluştuğuna, anlayışına… Güzel hafta sonları geçirmen dileklerimle…

      Sil
    2. Ben de sana hafta sonunun ve her anının güzel geçmesini dilerim canım. Sevgilerimle yavrum.

      Sil
  11. Belki de yaşadığımız her an tımarhanerlik oluşumuzun kanıtıdır.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...