10 Aralık 2015 Perşembe

Olay Yerine İntikal 1

Günaydın çaydanlığındaki su, kaynamaktan buharlaştı adamın uyanmasını beklerken. Mahalleden her sabah geçen simitçiden aldığı simitler, gevrekliğini yitirdi. Plaktaki Zeki Müren, şarkısını bitirdi. Halıda biriken izmaritler, günışığının rüzgârında odanın her köşesine sindi. Taksi, ardında boşlukla gözden kayboldu. 



Bir sahneyi atladığını fark etti. Beş dakika geriye aldı filmi. Birbirlerini sevdiğini söylediler kaç sonuncu kez. Adam, dolu anıları sığdırdığı bavulunun ağırlığında kayboldu. Kadın cama koştu. Her gidişindeki gibi taksiye binişini seyretti adamın. Adam her gidişindeki gibi taksiye binmeden cama çevirdi kafasını. Film, aynı yerde yine takıldı.

Gidişatı biliyordu. İzlemeye gerek görmedi bundan sonrasını. Kadının gözünden olaylar belliydi çünkü. Onun merak ettiği suyun diğer tarafı. Adamın, taksiye binişinden bu güne değin kaç insana, ona dair kaç hatıraya değip değmediğiydi. Ara sıra adamın varlığı bir zımpara taşından daha sert ve seslice deliyordu yeri göğü. Özellikle de gecenin en boş vaktine denk getirir, o anda da kadın, yıldızları seyre dalarken adamın sokak arasında beliren siluetine kolaylıkla kapılırdı. Kirli tebessüm sesinde geçen birkaç saat sonrasında küller havaya savrulur, birbirine karışan sesler farklı yönlere uygun adım koşarcasına uzaklaşırdı olduğu noktadan. Ardından bakarsan donakalırdın. Bir dahaki gelişe kadar ağzındaki bal da balçıklaşırdı.

Kadın, bilebile yenilerek oyun içinde kendi oyununu inşa ediyor, kaybetmenin zaferini tek solukta içine çekiyordu.

Tüm bunlar cereyan ederken ateş üstünde unuttukları özgeçmişlerin dibi tutmuş, kokusu tüm mahalleye yayılmıştı. Önce üst komşu yetişti yardıma. Ardından diğer mahalle sakinleri belirdi çevrede. Etrafta biriken onca insan, olan biteni izleyerek yardım ediyordu bir hayatın kaybolmasına. “Öncekilerden uzun sürdü bu” sesi yükseldi bir yerden. Bu sefer iki hasta da kül olmaya direnen bedenlerinde ara ara iyileşerek birbirlerinin yaralarına kendi ateşlerini basıyordu. “Delirmiş bunlar” dedi bir mahalle sakini. Yoksa kaç akıllı yolun sonunu görmesine rağmen yanık çırayı tekrar yakardı ki?

Kadın, ocaktaki yemeğiyle ilgilenirken film aktı, kadının oyunu bozduğu yerde ise “durdur” tuşuna bastı. “Bu kadar kül yeter” dedi.  “En azından şimdilik…” Devamı yazılmamış sonu beklemek için saatini meçhule kurdu. Uyudu…

*Devamı var...


4 yorum:

  1. Kaybetmenin zaferi, sorgulatır insanı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlı bir zehirdir kaybetmek. Kaybettikçe zehrin tadına doyamazsın :)

      Sil
  2. Devamı yazılır umarım. Zevkle okudum. Böyle güzel yazılara sık rastlamıyorum. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bitmeyen sonların sonrası için kalem de durmaz sanırım. Çok mutlu oldum, teşekkür ederim...

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...