14 Kasım 2015 Cumartesi

Bu Fincanı Kapatıyor muyuz?



“Ay sen fal mı bakıyorsun?”

Bitti yine o cümle tohumu yanı başımda. Kem küm diyemeden “Bakar bakar, hem de bir bakar ki hayatını önüne dizer beş dakikada.”

Bakarım ya ne diyorsun! Hemen iç, kapat fincanı. (Az kaldı, artık gerçekten inanmaya başlayacağım şu yalana.)

Aslında falın yanından dahi geçemeyecek biriydim. Kahve fincanını elime tutuştur, ne görüyorsun diye sorsan sadece telve derdim. Net. Sonra bir gün işler değişti. Kalabalık bir arkadaş grubuyla oturuyoruz. Bir an geldi, muhabbet tıkandı. Bir sıkılmalar, herkes telefonuyla ilgilenmeler derken içlerinden çok kıymetli (!) bir arkadaşım “Özlem çok güzel fal bakar biliyor musunuz?” diye ortaya bir bomba bırakıp kenara çekildi. Etrafta benden başka benim ismimde biri olmadığına göre galiba ben fal bakıyorum? Bir şey de diyemedim. Ay bakamam der gibi oldum bir ara, sanatçı kaprisi yaptığımı düşündüler. Neyse dedim. Bakayım da sussunlar, kapansın bu bahis. Hem muhabbet olur, içim şişti suspus oturmaktan. Kapalı fincan önüme koyuldu. Ne falı ya ne falı diye içimden söylene söylene açtım ters çevrilmiş fincanı. Fal baktığım kızı da az çok tanıyorum. Başladım hayatından bir şeyler söylemeye. Üstüne de kendi yazdıklarım ile ilk denemede başarılı olmuşum!

“Bildi kız valla.”

Deme öyle deme. Senin o cümlen bende ne yaralar açacak, biliyor musun sen?
O gün bütün arkadaşlara baktım oradaki. Bir de at var kuş var değil de hikâyeleştirerek anlatmam mest etmiş onları. Nereden yaptıysam böyle şey…




Zaman geldi geçti. Bu durum nasıl olduysa bizim apartmana yayıldı. Bir gün komşu kapıyı çaldı.

“ Bizim oğlanın durumu ne olacak, kızla evlenecek mi? Kahve içeyim de bir baksın senin kız hele.”

“Ne diyorsun teyzem ya. Telveden ümit beklenir mi?” dedim kadını başımdan savdım.
Durumun olur ya da olmaz boyutundan ziyade bence fal baktırmak istemenin altında gerçekten çok ciddi bir şey yatıyor. Bunu incelemek lazım. Umut vaat edici şeyler duymak istiyoruz aslında. Güzel şeylerden bahsetsin istiyoruz karşımızdakinin. Öyle olumsuzluklarla kuşanmışız ki biri iki hoş laf etsin gönlümüz şenleniversin bu çaba. Tabii, sen söyle karşındaki sevinsin, ümitlensin, ama sonra da söylediklerine inansın boyutuna geçildi mi işler değişiyor. Gerçekçilik, arkasına bakmadan uzaklaşıyor o anda…


Şuna geleceğim, bil ya da bilme bu fal bakmayı, marifet karşındakini telkin edebilmekte. Kandırmadan, yalansız motive edebilmekte. Olumsuza odaklandırmamakta. Bunu sen ister doğrudan söylersin, ister bir kahve bahanesiyle. İnce çizgiyi kaçırmadan, ticari boyuta girmeden, ümit vaat etmeden…

Sevgiyle…

6 yorum:

  1. Özlem ,gerçekten bazen eğlenceli oluyor.Zaten birşeylere inanma isteği olduğu için hepimizde ve mutlaka bir beklentimiz hayattan,biraz eğlenmenin ne zararı olur ki?Kızımın önüne iskambil kağıtlarını getirip''Hadi bakalııım..''deyince yüzü hafiften bir ekşiyor..Sevgiler canım.Ece ablanız.))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısın Ece Abla. Gerçekten eğlenceli oluyor. Mutlu olmamız için bazen bir telve bile yeterli olabiliyor. Sevgiler :)

      Sil
  2. :))) e bana da bak o zaman herkes pesindeyse vardır bir hikmet :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de anlamadım. Ne hikmetse :) Bakarım ne demek :)

      Sil
  3. Ağaçlara bağlanan bez parçaları,yatırlara yapılan dualar,telvelerden gelen umut ...Ümit etmeden de yaşanmıyor yaa ,fırsat çıkınca baktırıyorum ben de ama unutuyorum sonra hemen söylenenleri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bu girişimlerin ortak konuştuğu dildir umut. Hoş, biliriz gerçeği bilmesine de severiz işte. Çünkü umut var, en çok ve en iyi onu biliriz.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...