17 Kasım 2015 Salı

Ali Baba ve Yedi Cüceler


Sahneden sinemaya uzanan yerli komedyen Cem Yılmaz, son filmi “Ali Baba ve Yedi Cüceler” ile izleyicisinin karşısına çıktı Cuma günü. Fragmana bakıldığında filmle ilgili çok fazla bilgi edinildiğini söylemek güç. Karışık gibi görünse de fragman, izleyicide merak duygusu uyandırıyor aslında bu yönüyle. Şahsi fikrim, Cem Yılmaz’ın yine ortaya iyi bir iş çıkarmış olacağıydı ki, bu sebeple soluğu beyaz perdede aldım.

Bahçelere konulan seramik cüce satan,  küçük ama büyüme yolunda ilerleyen esnaf Ali Şenay, kayınbiraderi İlber ile Sofya’da düzenlenen bir fuara katılmak için Bulgaristan’a gider. İlk başta dikkat çekmeyen seramik bahçe süsleri, Rus mafyanın çemberine girince Şenay ve İlber, kendilerinin de tahmin edemeyeceği bir maceranın içinde bulurlar kendilerini bir anda.

Ünlü komedyen, G.O.R.A ve devamı A.R.O.G’da olduğu gibi iki farklı karakterle karşımıza çıkıyor bu filmde de: iyi adam Şenay ve kötü adam Boris Mançov… Yine bir iyi-kötü savaşı içerisinde buluyoruz kendimizi. Bu sefer uzay yolculuğunun yerini masalsı bir tada bırakıyor Cem Yılmaz. Senaryo itibarıyla da takip etmesi keyifli.  Komedi ile başlayıp kötü adam Boris Mançov kendini perdede gösterdikten sonra aksiyon, Kara Orman Laneti ve zombinin ortaya çıkması ile fantastik hava da karışıyor bu masalın içine.

Çetin Altay’ın canlandırdığı İlber; şüpheci, iyimser ve bir o kadar saf olmasının yanı sıra filmin sonlarına doğru zombiye dönüşerek farklı bir karaktere bürünüyor. Zor durumlarda öne atılarak olayın üstesinden gelinmesine katkıda bulunması ile biraz fantastik biraz da komedi bir araya geliyor.


Zafer Algöz’ün canlandırdığı Sovyet askeri Kenan Mehmedov ise belkemiğini oluşturacak türden dâhil oluyor hikâyeye.

Filmin baş kadın oyuncusu Irina Ivkina, başta kötü adamın yanında yer almasına rağmen kara ormanda Şenay ile birlikte Boris’le mücadele ederek iyinin yanında yer alıyor asi, cesaretli ve adaletli yönüyle.

İzzet Altınmeşe’ye gönderme yapması ve Barış Manço’nun adının ve müziklerinin sık sık kullanılması da diğer bir detay.

Ses, efekt, müzik ve görüntü yönünden beklentiyi fazlasıyla karşılıyor film.  Oyuncu kadrosu ile de kalitesini göstermesinin yanında olumsuz olarak görülebilecek tek yönün filmin ikinci yarısında temposunu ara ara düşürdüğü olabilir.

Son olarak şunu diyebilirim ki Cem Yılmaz’ın bilindik samimiyeti filme de geçmiş. Aslında çok fazla şey daha söylenebilir filmle ilgili. Mizah dokusunu işlerken beslendiği ülke gündeminden, masalsı motiflerden derken liste uzar gider… 

Tavsiyedir, gidin görün derim ben…





7 yorum:

  1. Filmle ilgili en olumlu yorumu senden gördüm ki, keza bende dahil olmak üzere birçok kişi Cem Yılmaz'ın stand up cı kalmasından yanayız. :)) Filmi izlemek nasip olur inşallah :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cem Yılmaz'ın salt Stand-up yapması ya da filme devam etmesi gözüyle bakmadım olaya aslına bakarsan. Ki o açıdan bakılırsa farklı alanların da denenmesi taraftarıyım. Bir süre tempoda düşüklük olsa da genel olarak film beni içine aldı. Herkeste aynı hissiyatı uyandırmayacak film elbet, ama izlemeye değer olduğunu düşünüyorum :)

      Sil
  2. Cem Yılmaz filmlerini pek izlemesem de dursun aklımın bir köşesinde diyebilirim :)

    YanıtlaSil
  3. Cem Yılmaz'ı çoook sevsem de, filmlerini de keyifle izlesem de, arog ve gora dışında filmlerinde hep aynı döngüyü anlatıyor. En son Pek Yakında'yı izlemiştim, bunu da merak ediyordum.
    Evet kesinlikle güzel ve keyifli ama artık aynı senaryoyu döndürdüğünden başlara alamıyorum izleyeceklerim arasında :) Ve masum karakteri çok güzel anlatıyor, sürekli başını okşayasın geliyor.
    Kötü karakterler de yine harika! Yetenekli adam vesselam :D

    Eline sağlık :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...