10 Ekim 2015 Cumartesi

Ne Diyordun?

“Anlat dinlerim, demişti. O anlattı, ben dinledim.” Hayatını bu yedi kelimeye sığdıracak kadar azaltmıştı kendini. Oysa odası kullanılmamış ne cümlelerle doluydu. Bu, şu gün lazım olur diye biriktirdikleri, bunu yanıma alayım dedikleri ile kullanılmamış neler vardı. Kimse bilmedi, kimse duymadı. Baktı olacağı yok. Gömüldü. Gelecek güne hazır olsun diye tozunu aldı, katladı, rafa koydu onları.
İnsanlarla arası iyiydi. Hayır, insanların onla arası iyiydi. Güzel sır saklardı da. Bazen insanlar hakkında olmadık şeyleri dahi bilmesi kafasına ağır geliyordu. Küçük elleri vardı, bir de ayakları...



Yedi kelimede anlattığı hikayesini dinlemem birkaç saniyemi aldı. Üzerinde düşünmekse...
...
Nurtopu gibi bir yeni hastalığı oldu çağımızın: sözde iletişim. Kendi derdimiz ve sevincimizle öyle kuşatıyoruz ki etrafımızı, bir misafirin uğrayacak dermanı kalmıyor oralara. Açmıyoruz, girmiyoruz başkasının bahçesine. Yeltenmiyoruz bile buna. Dinlediğimiz sadece kendimiz...


Bahsedilen şey, sizin için önemli olmasa da karşınızdaki için durum aynı olmayabilir oysaki. Aynı değil ki size anlatmayı seçmiş. Anlatırken dileyicinin sözünüzü kesme durumu var bir de. Sıranın kendisine gelmesini bekleyen, beklerken zaten sizi yarım dinlemiş ya da hiç dinlememiştir ki, çok vahim bir durum.

Ya az dinliyor, ya hiç dinlemiyor, ya da çok konuşmaktan fırsat yaratmıyoruz karşımızdakinin konuşmasına. Yeteri kadar dinlemenin bıkkınlığı bulaşıyor sonra üstümüze.



Bir hikayeye rastlamıştım: Duyma problemi olan 85 yaşındaki bir kadın, doktoruna gider. Doktor onu muayene ettikten sonra “Duyma sorununuzu düzeltecek olanaklarımız var artık. Ameliyat için sizce hangi gün uygun?” der. “Ameliyat olacağımı nereden çıkardın, ameliyat olmak istemiyorum. 85 yaşındayım ve bugüne kadar duyduklarım bana yeter, yeterince duydum.” der.

...
Kaybediyoruz sevgimizi, saygımızı, özverimizi...Zor edinilen dostlukları yıkıyoruz bir hamlede. Bugün gel bu pencereden bak, onun ayak izlerinde dolaş. Bir kez onun gibi kok, duy, konuş. Henüz yitirmeden kendini...







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...