7 Ekim 2015 Çarşamba

Bir Squat Nesli Kolay Yetişmiyor


Kadınları anlamanın zor ve her birinin farklı olduğundan yakınır ya hani erkekler? Bu farklılıklara bir yenisini daha ekleyebiliriz bence: squat çılgını kadınlar! Erkekler de bu tutku sarmalında olabilir ama bir kadının squat aşkı yanında solda sıfır kalır. Nereden mi biliyorum? Hiç canım, bizim bir arkadaş var da ordan :)

Kırk yıllık çömelme olmuş sana squat


Bu squat olayı aramıza yeni katılan bir spor değil aslında. Çömelme ya da eğil-kalk olarak da anılıyor.



Acı yok Rocky!


Eğil-kalk diyoruz da nasıl eğileceğiz, nasıl kalkacağız? Hareketin yanlış uygulanması sonucunda yarardan çok vücudumuza zararı olma riski de var. Omuz genişliğinde ayakların açık olduğu durumda eller karşıyı gösterecek şekilde ayakları hareket ettirmeden aşağıya doğru çöküyoruz. Bu esnada kalça geriye doğru giderken belimizi içeriye doğru ittirip göbeğimizi öne doğru çıkartıyoruz. Squat temelde bundan oluşmakla birlikte bu işe gönül verdiğimizde sayısız çeşidini uygulamakla hareketin zorluk ve etki derecesini aynı oranda arttırmış oluyoruz. Sadece kalça şekillendirmekle kalmayıp bacaklar da bir zarafet kazanmıyor da değil.






Squat denilince birçoğumuz bilir. Jen Selter adında bir ablamız var. Bu işe gönül vermiş diyebiliriz. Alexa Jean Brown ve Sonia Tlev'in de bu konuda başarılı olduğunu düşüyorum. Tamam, onlar gibi olamayabiliriz ancak denemekte fayda var. Akıllı telefonların iyiden iyiye çevremizi kuşattığı şu günlerde biz de bu teknolojinin etinden, sütünden yararlanabiliriz elbette. Günümüz mobil işletim sistemlerinden telefonumuza indireceğimiz squat programı ile yakaladığımız her boş anımızda bu keyifli sporu yapabiliriz. Keyifli diyorum demesine de ilk başlarda bacak kas ağrılarından “Ay eğilemiyorum, eğilince de kalkamıyorum!”  gibi otuz /kırk yıl sonra kuracağımız cümleleri daha baharımızda sarf edebiliriz. Ama yılmak yok. Birkaç gün içerisinde vücut alışıyor bu yeni misafire.




Seviyeni seç, harekete geç!

Programı nasıl uygulayacağımız hakkında biraz bilgi vereyim. Benim uyguladığım programın adı “ Squats Pro”. Yeşil bir adamın esas squat duruşunu aldığı bir görüntü var uygulamanın üzerinde. Yeşilin tazeliği, zindeliği canlandırmasıyla bu rengi iyi düşünmüşler bence. 

Programı açtığımızda “Your personal fitness trainer” yazısıyla karşılaşıyoruz ki o anda bizim yelkenler suya iniyor. “Tamam, eti senin kemiği benim. Ne dersen razıyım.” misali bu yeşil adamın güvenilir kollarına emanet ediyoruz kendimizi. Harekete geçmeden önce ayarlar sekmesinde kişisel tercihlerimizi belirliyoruz. Programın dilini, kaç günde bir hatırlatma yapmasını ya da bildirim tonunu ayarlıyoruz. Benim yeşil adam her akşam saat 21:50 oldu mu başlıyor Hande Yener’in şarkısı eşliğinde beni squata davet etmeye. Training sekmesinde seviyemizi belirliyoruz. Kolaydan zora doğru beş set halinde dişimize uygun seviyeyi belirledikten sonra telefonu elimize alıp başlıyoruz harekete geçmeye. Her çömelişimizde “çın çın” diye bir ses eşliğinde geriye doğru sayım başlıyor. Set bitimlerinde “Great, well done, beautiful!” tebrikleri, motivasyonumuzu yüksek tutmamıza katkıda bulunuyor. Set aralarında dinlenme süresi seçtiğimiz seviyeye göre değişiyor. Setleri tamamlayınca “Verdiğimiz hizmetten memnun kaldınız mı?” dermiş gibi üç seçenek sunuyor önümüze program. “Yeterliydi, zordu, kolaydı” seçeneklerinden seçiminiz sonuncusu ise sizi tekrar seviye belirleme bölümüne yönlendiriyor ki aman yorulmanıza rağmen havalara girip kolay olanını işaretlemeyin, squat affetmez.


Diyelim bu uygulama bizim için yeterli ya da zor olmuş olsun. Bundan sonra yapacağımız iş, record sekmesine gelmek. Bu kısımda kaç squat yaptığımız, kaç kalori yaktığımız grafiklere gün gün dökülüyor. Oldukça eğlenceli anlayacağınız. Denemekte fayda var. Her ne kadar yaparken acı duysak da ne demişler? Öldürmeyen acı güçlendirir. O halde squat acınız bol olsun!






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...